Tag: Sunnytimes

Frankfurt: Avrupa’nın Mini-Metropolü

“Frankfurt: Avrupa’nın Mini-Metropolü” yazım Sunexpress’in dergisi Sunny Times‘ın Nisan sayısında yayımlandı.

 

 

 

Frankfurt: Avrupa’nın Mini-Metropolü

Frankfurt 660 bin nüfusuyla Almanya’nın beşinci, Hessen eyaletinin ise en büyük şehri. Ne Berlin’in karmaşası ne de Münih’in mimarisi var Frankfurt’ta… Frankfurt’u Almanya’nın diğer tüm şehirlerinden ayırt eden ve özel kılan, Avrupa’nın finans başkenti ve dünyanın en önemli fuarlarına ev sahipliği yapan bir mini-metropol olması. İşte bu nedenle Sunexpress Havayolları’nın serüveni bundan tam yirmi yıl önce Frankfurt’ta başlamıştı.

Frankfurt Havalimanı: Dünyaya Açılan Kapı

Frankfurt Havalimanı’nda bir bankta oturup bir süreliğine etrafı seyretmek hızlı bir dünya turu yapmak gibidir. Her milletten, ırktan, renkten, dilden, dinden insan akıp gider gözünüzün önünden. Adını bile duymadığınız şehirlerin isimleri dev bilgi ekranında yanıp söner. Guangzhou, Khartoum, Abuja Billund… Frankfurt Havalimanı dünyanın bir minyatürü gibidir ve rakamlar da bunu doğrular. 120’den fazla havayolu her hafta 4,650 kez havalanıyor Frankfurt’tan ve 109 farklı ülkedeki 307 noktaya yolcuları taşıyor. Yani bir diğer deyişle Frankfurt Havalimanı’ndan günde ortalama 664, bir saatte de 27 uçak kalkıyor. Frankfurt Havalimanı, yolcu sayısı bakımından Almanya’nın en büyük Avrupa’nın ise ikinci büyük havalimanı olma özelliğinde. Bir yıl içerisinde 50 milyon, her gün ise 150,000 yolcunun geçtiği bu havalimanı, Frankfurt’un dünyaya açılan kapısı adeta…

Frankfurt sadece havalimanıyla değil aynı zamanda karayoluyla ve demiryoluyla da Avrupa’nın her yerine bağlı olan bir mini-metropol. Almanya’nın bütün ana demiryolları ve otobanları Frankfurt’ta kesişiyor. Şehirde yaşayan 660 bin kişiye her sabah etraftaki şehirlerden çalışmak için gelen 650 bin kişi daha ekleniyor. Frankfurt’taki canlılığın ve çok kültürlü yapının en belirgin ifadesiyse yerleşik nüfusun %25’inin Alman pasaportu olmaması, %10’unun ise sonradan Alman vatandaşı olmuş olması. Kısacası, her üç kişiden birisinin göçmen veya yabancı olduğu Frankfurt sadece Almanya’nın değil Avrupa’nın da en kozmopolit şehirleri arasında yer alıyor.

Eski ve Yeni Bir Arada

Main Nehri kenarındaki Frankfurt, Avrupa Merkez Bankası, Alman Federal Bankası, Alman Dax Borsası ve avangart gökdelenleriyle kıta Avrupası’nın finans merkezi, halk arasındaki adıyla ‘Mainhattan’. Frankfurt şehri, çoğunluğu finans bölgesi Bankenviertel’de olmak üzere yüksekliği 150 metreyi aşan on bir gökdelene sahip. Bunlardan en uzunu olan Commerzbank Kulesi uzun yıllar boyunca Avrupa’nın en yüksek binası olma özelliğini korumuş. Frankfurt, finans kurumlarına, bankalara ve borsaya ilaveten Frankfurt Auto Show ve Frankfurt Kitap Fuarı gibi dünyanın en önemli fuarlarına ev sahipliği yapan bir fuarlar şehri. Tüm bunları okuduktan sonra Frankfurt’un iş adamları ve finansçılar için yaratılmış gösterişsiz ve donuk bir şehir olduğunu düşünmemelisiniz. Frankfurt’un daha çok gözler önünde olan modern ve fütüristik görüntüsünün yanında daha az bilinen yüzlerce yıllık tarihi de bulunuyor.

Bundan yaklaşık 2000 önce Frankfurt’un bulunduğu bölgede Romalılar’ın bir yerleşim yeri kurduğu biliniyor. Frankfurt adı ise bir Germen kabilesi olan Franconofurd’dan geliyor. Kutsal Roma İmparatorluğu döneminde Reichsstadt, yani imparatorluk şehri haline gelen Frankfurt 1562-1792 yılları arasında imparatorun taç giydiği kent haline geliyor. Frankfurt’un bir fuarlar şehri olmasının tarihi de imparatorluk günlerine kadar uzanıyor. Frankfurter Messe adı verilen ticaret fuarı ilk defa 1150’de kuruluyor. Frankfurt Kitap Fuarı ise 1478’den bu yana var. Frankfurt’un Almanya tarihindeki bir diğer önemi de 1848 Devrimi’nin ardından oluşturulan ilk Alman parlamentosunun kent merkezinde yer alan Sankt Paul Kilisesi’nde toplanmış olması.

Eski ve yeninin bir arada olduğu Frankfurt’ta özellikle haftasonları bankacılar, borsacılar ve brokerler köşelerine çekildiğinde müzeler, parklar, sanat galerileri, konser salonları, şık otel ve restoranlar, capcanlı barlar size kalıyor. Römerberg adı verilen Frankfurt’un tarihi merkezi her sene milyonlarca turist ağırlıyor. Frankfurt’un belediye binası olan Römer ve çevresindeki Nikolai Kilisesi, Rententurm ve Saalhof gibi yapıların tarihi 15. yüzyıla kadar uzanıyor. Frankfurt semalarında gökdelenlerin yanında yükselen gotik özellikteki Dom Kilisesi 14. yüzyıldan kalma. Römer’den birkaç dakika yürüme mesafesinde bulunan Eiserner Steg (demir köprü) üzerinden geçerek Sachsenhausen bölgesine geçebilir ve buradan Frankfurt’un yüksek binalarını izleyebilirsiniz. Ayrıca Sachsenhausen’de yapacağınız bir yürüyüşle genelde rehber kitaplarda yer almayan 19. yüzyıldan kalma ilginç binaları, küçük parkları, atölyeleri ve dükkânları keşfedebilirsiniz.

Main Nehri Boyunca Müzeler

Frankfurt’un bir diğer önemli özelliği de farklı kitlelere, yaş gruplarına ve ilgi alanlarına hitap eden müzeler. Şehirdeki müzelerin çoğu Main Nehri’nin iki yakasında bulunan Museumsufer bölgesinde bulunuyor. Frankfurt müzeleri arasında belki önemlisi Dürerstrasse üzerinde yer alan Städel Müzesi. Adını ünlü banker Johann Friedrich Städel’dan alan müzede modern ve klasik döneme ait, aralarında Botticelli, Dürer ve Holbein’in de bulunduğu çok sayıda sanatçıya ait eserler sergileniyor. Museumsufer de ayrıca Architektur Museum (Alman Mimarlık Müzesi), Deutsches Filmmuseum (Alman Film Müzesi), Jüdisches Museum (Yahudi Müzesi), Museum für Angewandte Kunst (Uygulamalı Sanatlar Müzesi) ve Museum der Weltkulturen (Dünya Kültürleri Müzesi) gibi birbirinden ilginç müzeler yer alıyor. Frankfurt’ta müze kültürü o kadar gelişmiş ki her sene Ağustos ayının son haftasında Museumsuferfest adı verilen bir müze şenliği düzenleniyor. Üç gün boyunca gece yarısına kadar açık olan müzeleri Almanya’nın her yanından gelen üç milyondan fazla kişi ziyaret ediyor. Ayrıca, her yıl Nisan ayı sonunda düzenlenen Lange Nacht der Museen’de (müzelerin uzun gecesi) Frankfurt’taki müzelerin çoğu ertesi günün sabahına kadar ziyaretçilere kapılarını açıyor. Gecede, müzelerin bulunduğu bölgeye ek otobüs seferleri düzenleniyor, dans ve müzik gösterileri, özel sergiler, yarışmalar gibi çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

Zeil’de alışveriş, Fresgass’da Hessen mutfağı keyfi…

Frankfurt, alışveriş ve yemek meraklıları için de çok sayıda seçenek sunuyor. Kentte, pahalı mücevherattan ikinci el kıyafetlere kadar geniş bir yelpazede ürün sunan mağazalar görmek mümkün. Frankfurt’ta alışverişin merkezi aynı zamanda Avrupa’nın en kalabalık alışveriş caddelerinden birisi olan Zeil. Bu cadde üzerinde Kaufhof ve Karstadt gibi çok katlı mağazaların yanı sıra Zeilgalerie ve MyZeil gibi çeşitli mağazaların bir arada bulunduğu alışveriş merkezlerini de bulmak mümkün. Tabii ki Zeil’in yan sokakları olan Liebfrauenstraße, Schillerstraße ve Kaiserstraße gibi ara sokaklarda butiklere, ilginç antikacılara, şirin pastanelere ve kafelere rastlamak da mümkün.

Frankfurt gibi kozmopolit bir şehirde restoran, kafe ve şarküteri sıkıntısı olması da mümkün değil. Çok fazla seçenek arasında belki Frankfurtluların sıklıkla ziyaret ettiği Fressgass en iyisi. Frankfurtlular, gerçek adı Große Bockenheimer Straße olan caddeye “beslenme yolu” manasında Fresgass adını takmışlar. Frankfurt’un kendine özgü spesiyali Frankfurter Rindswurst adı verilen ve yüzde yüz dana etinden hazırlanan sosis. 1894 yılında Frankfurtluları Rindswurst ile tanıştıran Gref-Völsing’in şarküteri mağazası 1913 yılından bu yana Hanauer Landstraße üzerinde bulunuyor. Frankfurt’a özgü bir çörek çeşidi olan ve acıbadem, şeker, gülsuyu, un ve yumurta kullanılarak hazırlanan Bethmännchen’i de gözden kaçırmamak lazım.